A- KIRKLARELİ İLİNDE SİYASİ TARİH
Osmanlılar döneminde Kırkkilise olan adı ile bir Osmanlı toprağı olan Kırklareli’nin Padişah II Abdülhamit döneminde kurulan “Meclis-i Mebusana” yani Temsilciler Meclisine aslen Lüleburgaz’lı çok önemli tarihi bir isim ve bilim adamı olan Merhum Emrullah Efendi seçilmiş olup iki kez Maarif Nazırlığı(Milli Eğitim Bakanlığı) yapmıştır.
B-MAARİF NAZIRI(MEB)EMRULAH EFENDİ KİMDİR?
Tüccardan Ali Efendinin oğlu olarak 1858(1275)yılında Lüleburgaz’da doğdu.İptidai ve Rüştiyeyi okudu.Mektebi Mülkiyeye girdi.Çok zeki ve çalışkan olduğundan okulu Üstün başarılı bir öğrenci olarak Pekiyi derece ile bitirdi.Fransızca konuşma ve yazmasını kendi başına öğrendi.Önce Yanya(1882) sonrada Selanik (1884)Milli eğitim müdürlüklerinde bulundu.Ordan Halep Milli eğitim Müdürlüğü ve Lisesi öğretmenli -ğine atandı.1891 de ise Aydın Milli Eğitim Müdürlüğüne gitti. Oradayken 1892 de gazeteci Teyfik Nevzat ve avukat Güzel Hasan ile beraber Avrupa’ya kaçtı.Bu işi Emrullah Efendi’nin Milli Eğim veznesinden aldığı paralarla yaptığı iddia edildi.Bu nedenle kendisi yargılandı ve tutuklandı.O sıralarda Teyfik Nevzat kendisinin ve Emrullah Efendinin serbest kalması için II.Abdülhamid’e iki şiir yazdı.Bu sayede yargılanmadılar.Emrullah Efendi yurda dönerek Milli Eğitim görevine döndü (1900)Osmanlı Meclisinde Milli Eğitim üyeliği,Galatasay Lisesi Müdürlüğünde ve 1908 de kurulan”Türk Derneğinin”kurucusu ve yöneticisi oldu.
16.12.1908’de Kırkkilise(Kırklareli)mebusu oldu ve Meclis-i Mebusan’a girdi.12.01.1910 da Maarif nazırı oldu.Bu görevi sırasında yaptığı işleri destekleyenler olduğu kadar kendisine karşı çıkanlarda oldu.Hatta Emrullah Efendi hakkında Meclise Gensoru önergesi bile verildi.Hakkında sık sık Basında istifa söylentileri çıkarıldı. Kanunsuz işler yaptığı iddia edildi.Eleştiriler karşısında 20.02.1911’de istifa etti.Ancak Aralık 191 de 2 kez Maarif Nazırı oldu.Bu arada İttihat ve Terakki Cemiyeti ile arası açıldı.,ikinci kez istifasını sadrazama sundu ancak kabul edilmedi.21.08.1912 Bakanlar Kurulunun çekilmesine kadar bu görevde kaldı.1912 Kasım sonlarında Darülfünün (Üniversite)Olayları nedeniyle Sıkıyönetim Komutanlığınca tutuklandı ve sorgulandı.
14.09.1910’da Darülfünün(Üniversite)nin Edebiyat Şubesi “Hikmet-i Nazariye” öğretmeni oldu.Bu görevine 191 de devam etti 21.02.1913 de ayni yerdeki “Usul-ü Tedris ve Terbiye” öğretmenliğini de yürüttü.
14.08.1914 te Yeşilköy’deki evinde öldü.Cenazesi merasimle kaldırıldı.Osmanlı Devletinden dört,Sırp Hükümetinden “Sen Sava”Bulgar Hükümetinden de “Sen Aleksandır” nişanlarını aldı.
Eserleri:Emrullah Efendi iki defa MEB olmuş ve çalışmalarında tamamen kendi eseri olacak bazı eğitim girişimleri olmuştur.Liseler örgütü,MEB merkez örgütü,Darülfünün ıslahatları,Hakk-ı Telif kanunu vs.çalışmalarına katkısı olmuştur.
Emrullah efendi İttihat ve Terakki cemiyetinin önde gelen üyelerindendi.Hatta bu cemiyetin gelişmesinde önemli rol almıştır.Kendisi idari işlerde merkeziyete de adem-i merkeziyete de karşı idi.Bunları “ifrat ve tefrit” olarak niteleyip kendisi bu ikisinin ortasındaki “tevzi-i mezuniyet’i” savunuyordu.O’na göre Devletin temeli birliktir,siyasi kanuni ve idari olarak birlik Adem-i Merkeziyet bunu bozardı Ancak kendisini pek anlatamadı ve hep yanlış anlaşıldı.Aslında Emrullah Efendi zamanına göre çok modern ve çağdaş görüşlere sahipti.Ölümünden sonra Lüleburgaz’da O’nun zamanında temeli atılıp yeni yapılan okula onun adı verildi.Bugün hala İlköğretim okulu olarak hzimet veren bu okuldan mezun olan binlerce öğrenci vardır.Okulun en önemli bir özelliği de Gazi okul olarak anılmasıdır.Balkan Savaşında Lüleburgaz’ı istila eden Bulgarların şehirde yaptıkları mezalimi anlatmak için bu okulun Ana giriş kapısının iki yanına bizzat MEB tarafından yazılıp konulan Mermer plaketler yıllar sonra kimin ve neden yapıldığı bilinmeden anlaşılmaz nedenlerle yerlerinden sökülerek tozlu depoya atılmışlardır.Dileğimiz bu tarihi Mermer plaketlerin taşıdıkları tarihi manevi miras yüzünden tekrardan yerlerine konulmalarıdır.
B-CUMHURİYET DÖNEMİ VE TBMM
1924 Yılında İl olan Kırklareli TBMM de 2 Dönemden itibaren TBMM kuruluşunun 90 yılı olan 2010 yılına kadar yapılan 19 Genel Seçimde ve bilinen 23 Dönemde farklı sayıda Milletvekilleri ile temsil edilmiştir.Buna göre İlimiz 1923-1939 yılları arasında üç,1939-1957 arasında beş,1957-1960 arasında altı,1961-1973 yılları arasında dört,1973-1980 ve 1983-1996 yılları arsında üç,1996-1999 yılları arsında ise tekrardan dört milletvekili göndermiş iken 1999 dan 2011 kadar yani günümüze kadar ise üç milletvekili bulunmaktadır.İlimizden 90 yıl içinde 3Bakan ,3 Senatör,44 Milletvekili görev yapmıştır.
Bunlar arasında yer alan tarihi isimlerden SÇEK kurucusu FUAT UMAY İstiklal Savaşı kahramanı Şevket ÖDÜL 7 kez dönem yine Lüleburgazlı Cemal ÖZBİLEN ise 5 kez seçilerek rekor kırmışlardır.Yine Zühtü AKIN 4 kez Mehmet ATAGÜN Şefik BAKAY Fikret FİLİZ İrfan GÜRPINAR 3 çer kez Mehmet Ali CEYLAN Mehmet DEDEOĞLU Kemal DOĞAN Mahmut ERBİL Nafi Atuf KANSU Mehmet Nahit KERVEN Hasan KORKUT Ahmet Sezal ÖZBEK Sıtkı PEKKİP Necdet TEKİN Hasan Tahsin UZUN Hüsnü YAMAN Ahmet Gökhan SARIÇAM 2 şer kez Erol AGAGİL Tankut AKALIN Abdurrahman ALTUĞ Beyti ARDA Şükrü BABACAN Feyzullah ÇARIKÇI Burhanettin DENKER Mehmet Alalattin ERİŞ Gürcan ERSİN Şükrü Naili GÖKBERK Arif Hikmet GÜNER Gündüz ONAT Nural KARAGÖZ Hamdi KULELİ Avni SAKMAN Dündar TEKAND Faik ÜSTÜN Mehmet Orhan TÜRKKAN Siyam KESİMOĞLU Yavuz ALTINORAK DrTansel BARIŞ Turgut DİBEK ise 1 er kez seçilmiş isimlerdir.
Bu isimlerden 3 kişi 42 Hükümet’te 3 Ecevit Hükümeti döneminde (05.01.1978-12.11.1979) bir Bakan çıktı ve Babaeski’li HASAN KORKUT Devlet Bakanlığına getirildi.Yine 50.Hükümet 1 Çiller Hükümeti(25.06.1999-05.10.1995)tarihleri arasında İRFAN GÜRPINAR Turizm ve Tanıtma Bakanlığı görevine getirildi.Yine 52 Hükümet 3 Çiller Hükümetinde (30.10.1995-06.03.1996)tarihleri arasında İRFAN GÜRPINAR 2 kez Turizm Bakanı oldu.Yine 58 Hükümet 5 Ecevit Hükümetinde NECDET TEKİN (10.08.2002-18.11.2002) Milli Eğitim Bakanlığına getirildi.Böylece 90 yıllık Kırklareli Siyasi hayatında TBMM de Bakan olan 3 isim vardır.
Yine 1961-1980 arasında TBMM bulunan Cumhuriyet Senatosunda Lüleburgazlı M.Naci ARI ve Ali ALKAN ile Beyti ARDA Senatörlük görevlerinde bulunmuşlardır.
Bir başka önemli ayrıntı ise T.C.yaşanan iki önemli Askeri İhtilal sonucunda ilki 27 Mayıs.1960 İhtilalinde oluşturulan Kurucu Meclise Kırklareli temsilcisi Av.Abdurrahman Altuğ ile ikincisi 12.Eylül.1980 İhtilalinde oluşturulan Danışma Meclisi üyeliğine E.Öğ.Muzaffer ENDER isimleri atanmışlardır.
Ayrıca yukarıda belirtilen isimlerin hemen hepsi TBMM’nin değişik Komisyonlarında başkan veya üye olarak bulunmuşlardır.
Kırklareli İli Siyasi tarihine en uzun süreyle hizmet veren iki isimden birisi olan en önemli ve unutulmaz isimler arasında ilk başta yer alan Lüleburgazlı Şevket Ödül’ün garip ama gerçek bir hayat hikayesi olmasına karşın maalesef hakkında yazılı tek bir belge kitap dergi ve broşür bile yoktur.Bu yalnızlığı Lüleburgaz’da Şehitlikte gömülü olduğu Mezar taşında da devam eden merhumun taşında sadece şunlar yazılıdır .”ŞEVKET ÖDÜL 1881-1973” yazısı vardır.Yıllardan beri anlaşılmaz nedenle üvey evlat muamelesi gören Atatürk’ün en yakınlarından birisi olan silah arkadaşına ve Trakya’da Milli Mücadelede kahramanlık gösteren bu müstesna hemşerimize karşı yapılan bu “Vefasızlık” karşısında yıllardan beri Lüleburgaz’ı yönetenlerin kılını kıpırdatmaması çok üzüntü vericidir.Öte yandan şimdiki Lüleburgaz Belediye Başkanlığı sözde milyarlarca liralık masraflarla yaptırdığı bir şeye benzemez “Heykel Sempozyumları” ile ortaya konan bir değil iki değil tam on tane hepsi Kızılderili totemini andıran veya yine milyarlarca liraya bastırılan hiçbir amaca hizmet etmeyen sadece reklam ve kendi propagandalarına yarayan “KENDİM KENTLİM”isimli adında bile meymenet kalmamış son tekniklerle basılmış her eve bedavaya dağıtılan sözde hizmetlerini anlatan Dergisinin yanında kendi Partisinden olup bu Memlekete yıllarca hizmet etmiş birisi hakkında hala bir kitap olmayışından duyulan üzüntü ve ayıp onların olsun
T.C. kuruluşuna canı ile kanı ile hizmet vermiş Vatan evladımıza karşı takınılan bu durumdan ilgililerin ilgisizliğinden bir Lüleburgazlı olarak hicap duyduğumdan şahsım adına başta Merhum Şevket Ödül olmak üzere tüm ölmüş Hemşerilerimize Yüce Allahtan rahmetler dilerken bu ayıbın en kısa zamanda temizlenmesi dileklerimle 90.yılda Allahın Rahmetine ermiş olan isimlerimize gani gani rahmetler dilerken hepsine nur içinde yatsınlar derken sağ olanlara da sağlık ve esenlik dolu daha nice uzun ömürler diliyorum.
Dileğim odur ki en kısa zamanda T.C. Devletine hizmeti geçmiş olan bu isimlere Vefa borcumuz olarak anılarının yaşatılacağı Kitap, Dergi, Broşür vb çıkartılması adlarına Panel Konferans Sempozyum vb etkinlikler düzenlenmesi ve gerekiyorsa İlimizde bir meydanda yapılacak bir “Şükran Anıtı “projesi yapılıp konulmasıdır.
18 Şubat 2010 Perşembe
BENİM ANLADIĞIM ATATÜRK VE ATATÜRK'ÇÜLÜK
BENİM ANLADIĞIM ATATÜRKÇÜLÜK …
Her yıl Kasım ayı içinde kutlanan 10.Kasım Atatürk haftası münasebetiyle sizlere benim anladığım Atatürkçülüğü anlatmaya çalışacağım.Şimdi size Yüce Önder Atatürk ve Atatürkçülük hakkında kendi görüşlerimi sunmaya devam ediyorum. Üzüntüm Atatürk’ün ölümünün üstünden geçen uzun yıllar sonrasında günümüzde Ülkemizde hala maalesef herkesin kendine göre bir Atatürk’ü olduğu biz Atatürkçülerinde bunca yıl sonra Atatürk’ü hala anlatmak zorunda kaldığımızdır.
Oysa Büyük Lider T.C.kurucusu Atamız tüm başarılarını NUTUK eserinde en güzel şekilde yazmış anlatmış ve kurduğu Cumhuriyeti Türk Gençliğine armağan etmiştir Türk Milletine ve Gençliğimize düşen görev NUTUK’u okumak doğru anlamak ve anlatmaktır.Aşağıda Atatürkçülüğün tanımını bir kez daha sunuyorum ve diyorum ki Türkiye’nin kurtuluşu Gençlerimizde ve Yüce Türk Halkının artık uyanarak Atatürk dönemindeki sağduyusuna kavuşmasına bağlıdır.
I-ATATÜRKÇÜLÜK-Türk Milleti'nin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve ilmin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacıyla temel esasları yine Atatürk tarafından belirtilen devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel müesseselerine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük denir.bir diğer adı da Kemalizm’dir.
II-ATATÜRKÇÜLÜK-Emperyalizmin düşmanıdır, anti - emperyalisttir. Tam bağımsız Türkiye'den yanadır. Özgürlükçüdür. İnsan Hakları savunucusudur. Her türlü terörün karşısındadır. Din bezirganlarının, Yobazların, Vurguncuların, Çıkarcıların, Rantiyecilerin, Bölücülerin,Vatan hainlerinin,Dönmelerin,Riyakarların,İkiyüzlülerin, düşmanıdır...
III-ATATÜRKÇÜLÜK-Yirminci yüzyılın yüz akı, ulusal direnişlerin temelindeki "tam bağımsızlık" harcıdır. Özünde vatanseverliktir.
IV-ATATÜRKÇÜLÜK-Ulusal bağımsızlık demektir, Ulusal kurtuluş demektir, antiemperyalist bilinç demektir! Sözde değil özde milliyetçiliktir.
V-ATATÜRKÇÜLÜK-Aşırı sağa ve aşırı sola ödün vermeyen, kişi haysiyet ve onuruna inanan, ulusal, akılcı ve insancıl bir görüştür.Bu nedenle Dünyada modası geçmiş tüm –izm lerin hepsi tarih sahnesinden silinmiş devrilmişken Atatürkçülük= Kemal-izm hala yaşamaktadır.Neden çünkü Türk İnsanına odaklı olup taklit değildir.
VI-ATATÜRKÇÜLÜK- Atatürk'ü bütün yönleriyle ve eserleriyle tanımak, sevmek, benimsemek , tanıtmaya ve sevdirmeye çalışmaktır.Başka bir ifadeyle Atatürk'ün ideolojisini, ülkü ve eserlerini eksiksiz öğrenip tam olarak gerçekleştirmek, yüceltmek ve aynı yoldan Türk Ulusu'nu Çağdaş Uygarlık Düzeyine ulaştırmak için bütün gücümüzle çalışmaktır, diyebiliriz.
VII-ATATÜRKÇÜLÜK- Siyasi bir öğreti değil, bir dünya görüşüdür. Türkiye'nin ve Türk Ulusu'nun gerçeklerine, gereksinimlerine ve yeteneklerine en uygun gelen, denenmiş başarılı sonuçları alınan bir öğretidir. Bu nedenle Dünyadaki bazı devletlere örnek olmuştur.
VIII-ATATÜRKÇÜLÜK- Herhangi bir yabancı siyasal akım ya da ideoloji ile açıklanamaz. Atatürkçülük, Türk halkının ve Türk yurdunun tabiatından, tarihinden doğmuştur.Bu nedenle Atatürk sağ iken yaşadığı olaylardan çıkardığı derslerle asla Faşizm ve Komünizm rejimlerinden yana olmamıştır.Atatürk istemiş olsaydı pekala bir Hitler yada Lenin veya Stalin olabilirdi.Ama olmadığı için bugün hala yaşıyor diğerlerinin ise heykelleri kırılıyor.
IX-ATATÜRKÇÜLÜK- Türkiye'nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk Milleti'nin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şey den önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır. Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir.Çağı yakalamaktır.Ülkesini ve insanlarını sevmektir.
X-ATATÜRKÇÜLÜK-Bizzat Atatürk tarafından konulan ilkelerle "Halkçılık", "Laiklik", "Cumhuriyetçilik", "İnkılapcılık", "Devletçilik" ve "Milliyetçilik" olmanın ötesinde, değişen nesnel koşullar karşısında, bu ilkeler çerçevesinde sürekli tutumlar takınmaktır. Atatürkçülük, kesinlikle salt ileriye açık bir ideolojidir. Atatürkçülüğü yorumlarken bazı farklı noktalara varılabilmesi olasıdır.Ancak Atatürkçülük'te olmayan şey;”bağnazlık”, "tutuculuk" ve "statükoculuk"tur. Atatürk'ün düşünceleri nesilden nesil’e aktarılacak sabit fikir değil; yönlendirici bir dünya görüşü ve dünyanın dinamik bir yorumudur.
Acaba günümüz Atatürkçülerin den kaç tanesi 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'i Samsun'da karşılamaya giderdi? veya kaç tanesi O'nun peşinden Ankara'ya gelirdi? ve acaba kaç tanesi Galata Köprüsü'nde müttefiklerin işgalci askerlerine alkış tutardı?”
Son sözüm bütün bunların ışığında Atatürkçülük hakkında bugün ve yarın özel hayatı hakkında sinema filmi yapan bazı medya maymunlarının hakkında ahkam kesenlerin gerçek yüzlerini görünüz ve gereğini yapınız.Onların Atatürkçü olduğu yerde ben değilim ve olmam da Büyük Atatürk’ün bizzat kendisi kendi el yazılarıyla yazıp bize miras bıraktığı “NUTUK”* kitabını içten okursalar veya Üniversitelerimiz de ve Ortaöğretim Okullarımız da sözüm ona okutulan ama bir türlü göstermelikten öteye gidemeyen “İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” dersinde sadece Büyük Nutukta yazılanları satır satır okuyup yorumlasınlar Atatürk’ü anlamada ve de anlatmada yeterde artar bile.
NE MUTLU TÜRKÜM ATATÜRKÇÜYÜM DİYENE**…
(*) “Öğretmenler Atatürk’ün NUTUK eserini okuyunuz okutunuz.”1981 de Atatürk Doğumunun 100 yılında bazı dergi ve gazetelerde makale olarak yayınlandı.
(**) “Eğitimci Atatürk”10 Kasım 1981 de Hürfikir Gazetesinde yayınlandı ve halen İnternet ortamında en çok tıklanan okunan bir makaledir.
Her yıl Kasım ayı içinde kutlanan 10.Kasım Atatürk haftası münasebetiyle sizlere benim anladığım Atatürkçülüğü anlatmaya çalışacağım.Şimdi size Yüce Önder Atatürk ve Atatürkçülük hakkında kendi görüşlerimi sunmaya devam ediyorum. Üzüntüm Atatürk’ün ölümünün üstünden geçen uzun yıllar sonrasında günümüzde Ülkemizde hala maalesef herkesin kendine göre bir Atatürk’ü olduğu biz Atatürkçülerinde bunca yıl sonra Atatürk’ü hala anlatmak zorunda kaldığımızdır.
Oysa Büyük Lider T.C.kurucusu Atamız tüm başarılarını NUTUK eserinde en güzel şekilde yazmış anlatmış ve kurduğu Cumhuriyeti Türk Gençliğine armağan etmiştir Türk Milletine ve Gençliğimize düşen görev NUTUK’u okumak doğru anlamak ve anlatmaktır.Aşağıda Atatürkçülüğün tanımını bir kez daha sunuyorum ve diyorum ki Türkiye’nin kurtuluşu Gençlerimizde ve Yüce Türk Halkının artık uyanarak Atatürk dönemindeki sağduyusuna kavuşmasına bağlıdır.
I-ATATÜRKÇÜLÜK-Türk Milleti'nin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve ilmin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacıyla temel esasları yine Atatürk tarafından belirtilen devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel müesseselerine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük denir.bir diğer adı da Kemalizm’dir.
II-ATATÜRKÇÜLÜK-Emperyalizmin düşmanıdır, anti - emperyalisttir. Tam bağımsız Türkiye'den yanadır. Özgürlükçüdür. İnsan Hakları savunucusudur. Her türlü terörün karşısındadır. Din bezirganlarının, Yobazların, Vurguncuların, Çıkarcıların, Rantiyecilerin, Bölücülerin,Vatan hainlerinin,Dönmelerin,Riyakarların,İkiyüzlülerin, düşmanıdır...
III-ATATÜRKÇÜLÜK-Yirminci yüzyılın yüz akı, ulusal direnişlerin temelindeki "tam bağımsızlık" harcıdır. Özünde vatanseverliktir.
IV-ATATÜRKÇÜLÜK-Ulusal bağımsızlık demektir, Ulusal kurtuluş demektir, antiemperyalist bilinç demektir! Sözde değil özde milliyetçiliktir.
V-ATATÜRKÇÜLÜK-Aşırı sağa ve aşırı sola ödün vermeyen, kişi haysiyet ve onuruna inanan, ulusal, akılcı ve insancıl bir görüştür.Bu nedenle Dünyada modası geçmiş tüm –izm lerin hepsi tarih sahnesinden silinmiş devrilmişken Atatürkçülük= Kemal-izm hala yaşamaktadır.Neden çünkü Türk İnsanına odaklı olup taklit değildir.
VI-ATATÜRKÇÜLÜK- Atatürk'ü bütün yönleriyle ve eserleriyle tanımak, sevmek, benimsemek , tanıtmaya ve sevdirmeye çalışmaktır.Başka bir ifadeyle Atatürk'ün ideolojisini, ülkü ve eserlerini eksiksiz öğrenip tam olarak gerçekleştirmek, yüceltmek ve aynı yoldan Türk Ulusu'nu Çağdaş Uygarlık Düzeyine ulaştırmak için bütün gücümüzle çalışmaktır, diyebiliriz.
VII-ATATÜRKÇÜLÜK- Siyasi bir öğreti değil, bir dünya görüşüdür. Türkiye'nin ve Türk Ulusu'nun gerçeklerine, gereksinimlerine ve yeteneklerine en uygun gelen, denenmiş başarılı sonuçları alınan bir öğretidir. Bu nedenle Dünyadaki bazı devletlere örnek olmuştur.
VIII-ATATÜRKÇÜLÜK- Herhangi bir yabancı siyasal akım ya da ideoloji ile açıklanamaz. Atatürkçülük, Türk halkının ve Türk yurdunun tabiatından, tarihinden doğmuştur.Bu nedenle Atatürk sağ iken yaşadığı olaylardan çıkardığı derslerle asla Faşizm ve Komünizm rejimlerinden yana olmamıştır.Atatürk istemiş olsaydı pekala bir Hitler yada Lenin veya Stalin olabilirdi.Ama olmadığı için bugün hala yaşıyor diğerlerinin ise heykelleri kırılıyor.
IX-ATATÜRKÇÜLÜK- Türkiye'nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk Milleti'nin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şey den önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır. Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir.Çağı yakalamaktır.Ülkesini ve insanlarını sevmektir.
X-ATATÜRKÇÜLÜK-Bizzat Atatürk tarafından konulan ilkelerle "Halkçılık", "Laiklik", "Cumhuriyetçilik", "İnkılapcılık", "Devletçilik" ve "Milliyetçilik" olmanın ötesinde, değişen nesnel koşullar karşısında, bu ilkeler çerçevesinde sürekli tutumlar takınmaktır. Atatürkçülük, kesinlikle salt ileriye açık bir ideolojidir. Atatürkçülüğü yorumlarken bazı farklı noktalara varılabilmesi olasıdır.Ancak Atatürkçülük'te olmayan şey;”bağnazlık”, "tutuculuk" ve "statükoculuk"tur. Atatürk'ün düşünceleri nesilden nesil’e aktarılacak sabit fikir değil; yönlendirici bir dünya görüşü ve dünyanın dinamik bir yorumudur.
Acaba günümüz Atatürkçülerin den kaç tanesi 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'i Samsun'da karşılamaya giderdi? veya kaç tanesi O'nun peşinden Ankara'ya gelirdi? ve acaba kaç tanesi Galata Köprüsü'nde müttefiklerin işgalci askerlerine alkış tutardı?”
Son sözüm bütün bunların ışığında Atatürkçülük hakkında bugün ve yarın özel hayatı hakkında sinema filmi yapan bazı medya maymunlarının hakkında ahkam kesenlerin gerçek yüzlerini görünüz ve gereğini yapınız.Onların Atatürkçü olduğu yerde ben değilim ve olmam da Büyük Atatürk’ün bizzat kendisi kendi el yazılarıyla yazıp bize miras bıraktığı “NUTUK”* kitabını içten okursalar veya Üniversitelerimiz de ve Ortaöğretim Okullarımız da sözüm ona okutulan ama bir türlü göstermelikten öteye gidemeyen “İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” dersinde sadece Büyük Nutukta yazılanları satır satır okuyup yorumlasınlar Atatürk’ü anlamada ve de anlatmada yeterde artar bile.
NE MUTLU TÜRKÜM ATATÜRKÇÜYÜM DİYENE**…
(*) “Öğretmenler Atatürk’ün NUTUK eserini okuyunuz okutunuz.”1981 de Atatürk Doğumunun 100 yılında bazı dergi ve gazetelerde makale olarak yayınlandı.
(**) “Eğitimci Atatürk”10 Kasım 1981 de Hürfikir Gazetesinde yayınlandı ve halen İnternet ortamında en çok tıklanan okunan bir makaledir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)