23 Mart 2012 Cuma

İKİ İNANÇ BİRBİRİNDEN ASLA AYRILMAZ

Son yıllarda Sünnîliğin lugattaki anlamını bile okumaya zahmet etmeden bazı cahiller veya provakasyoncular televizyonlarda konuşmaya, gazetelerde fıkra yazarı olarak ahkam kesmeye, hükümler ortaya koymaya, Alevîliği Sünnîliğin karşıtı gibi yazıp söylemeye başladılar.
Sünnet, vahiy yolu ile nâzil olan Kur'ân-ı Azimüşşan'ın sûre ve âyetlerinin Hz. Peygamber (S.A.V) tarafından uygulamaya konulmasıdır.
Kur'ân'ın anlamının anlatılması, namaz, oruç, hac ve zekâtın uygulanmasıdır. Bunu benimseyen Müslümanlara Sünnî denilir. Sünnîlik, dinde mezhep değildir. Bizzat Hz. Peygamber (S.A.V) tarafından uygulanmasıdır.
Mezhepler, Hz. Peygamber'den (S.A.V) 150-200 sene sonra ashâbın nakillerine göre ortaya çıkmıştır. Hanefî, Malikî, Hanbelî ve Şafi mezhepleridir.
Hiçbirisi sünneti reddetmez ve itiraz etmezler. Ancak Hz. Peygamber (S.A.V) zamanındaki uygulamalarda, ashâbın görüşlerindeki farklılıklar, mezheplerde esasta değil, teferruatta farklı uygulamalara sebebiyet vermiştir.
Mezhepler, Kur'ân-ı Azimüşşan'ı, namazı, orucu, hac ve zekâtı reddetmezler. Ancak, şeklî ayrılıklar bile mezhepler arasında büyük ihtilaflâra sebep olmuştur; olmaktadır.

Hz. Ali (R.A.) dördüncü halifedir. Hz. Peygamber'in (S.A.V) yeğeni, damadı ve İslâmiyet'i ilk kabul eden ashâbtandır.
Hz. Peygamber (S.A.V.)'in uygulamalarını yakinen takip edenlerdendir. Sünnîlerin önde gelenlerindendir.
Halifeliği döneminde uygulayanlardandır.
Alevîlik, Hz. Ali (R.A) ve onun soyundan gelen Oniki İmam'a mensubiyettir.
Hz. Ali'ye mensup olanların Kur'ân-ı Azimüşşan'ı, namazı, orucu, hac ve zekâtı reddetmeleri mümkün değildir.
İslâm'ın esasını reddediyorlarsa, o zaman Hz. Ali (R.A.) ile ilgileri yok demektir.
Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri, adı üstünde, hacı olmuştur; Sünnîdir. Bektaşîlik, tarikattir.
Mezhep ve tarikatlarda, ibadetin yanında âyin de vardır.
Mevlid, Hz. Peygamber'e naattır; evde de okunur, camide de okunur. İbadet değil, âyindir. Mevlid arasında okunan Kur'ân, ibadettir. Mevlevî, Bektaşî, Alevî, Kadirî âyinleri de, ibâdet değil, âyindir.
Âyinler arasında usûlüne uygun tek tek ve cemaatle kılınan namazlar ibadettir.
Namaz kılınmıyor, Kur'ân okunmuyorsa, yapılan âyindir, ibadet değildir.
Memleketimizde, Türkiye'mizde cami, yol, çeşme, köprü gibi vatandaşların faydalanmaları için yapılan yapılar, şahıslar ve vakıflar tarafından yaptırılmıştır.
Yaptırmaya iştirak edememişse, sonradan onların bakım, onarım ve işletmeye açık tutulması için de vatandaşlar tarafından tarla, bağ, bahçe, dükkân, ev bu işlere vakfedilmiştir.
Camilerin bakım ve onarımı ile imam, hatip, müezzinlerin geçimleri bu vakfiyelerle sağlanırdı. Devlet herhangi bir ödeme yapmazdı.
özetle yok birbirimizden farkımız demek ve ayin ile ibadeti karıştırmamak gerektir.Bu böyle biline derim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder